ZEKA GELİŞİMİ NE ZAMAN TAMAMLANIR

        Öğretmenler, birden fazla çocuk sahibi olan anne babalar, çok kardeş olan kişiler, birçok çalışanı olan işverenler, birçok memuru idare eden amirler… her bireyin birbirinden farklı özelliklere sahip olduğunu çok iyi bilirler. Anne baba beş parmağın beşi bir değil diyerek çocukları arasındaki farkları dile getirir. Yaşından beklenmeyecek bir olgunluk gösteren kişilere akıl yaşta değil baştadır, hiç akla gelmeyen bir noktayı dile getiren birine akıl akıldan üstündür denir.

 

        Evrende sayılamayacak çoklukta varlık var, her bir varlık ve o varlıkların özellikleri hakkında tüm bilgilere sahip olmak ise mümkün değil. Her konuda tek başına uzmanlaşmak imkansız. Uzay araçlarıyla belli bir mesafeden çekilen dünya fotoğraflarına baktığımızda, o fotoğraflarda sadece dünyayı görür, bırakın bizi gökdelenleri bile göremeyiz.  Daha da uzak mesafelerden çekilmiş dünya fotoğraflarında başka gezegenler arasında dünyanın ufacık kaldığı dikkati çeker. Daha da uzaklaştıkça fotoğraflarda dünyayı görmez oluruz.  Tersi de düşünebilir. Koskoca bir organizma olan insanın hücreleri hakkında yeni bilgilere ulaşmaya çalışan bir dünyada yaşıyoruz. Maalesef deha bile olsak evrenin sırlarını anlamak bir yana insanın sırlarını anlamakta sınırlı bir zekaya diğer deyişle IQ’ya sahibiz.

 

        Türk Dil Kurumu zekayı “İnsanın düşünme, akıl yürütme, objektif gerçekleri algılama, yargılama ve sonuç çıkarma yeteneklerinin tamamı, anlak, dirayet, zeyreklik, feraset” olarak tanımlar. 1900’lü yılların başlarında bilimsel olarak incelenme konusu edilen zekayı ölçmek için çeşitli testler geliştirildi. Bu testlerin amacı IQ’yu rakamla ifade edebilecek hale gelmekti ve geldiler de. 1980’li yıllara kadar, zekanın doğuştan getirilen potansiyelin çevresel şartların etkisiyle 0-6 yaşlar arasında kazanıldığı ve belli bir rakamda durduğu yani sabit bir sayıyla ifade edilebildiği savunuluyordu. IQ değişmezdi. Gardner bu konudaki tabuları yıkan çalışmalar yaparak, zekanın çeşitliliğine dikkat çekti ve yedi tür zekadan bahsetti. 1980’lerden bu yana ise zeka konusu daha farklı bir gözle incelenir oldu, Gardner’ın bahsettiği zihinsel yetenekler birçok araştırmacı tarafından incelendi, nihayetinde çocukların zekalarını geliştirmelerine fırsat tanıyacak müfredatlar oluşturularak, birçok okulda uygulamaya konuldu. Bizim gibi ezberci eğitimlerin yaygın olarak kullanıldığı ülkelerde bence bu bir devrimdi.

 


        Ülkemizde de dünya psikologlarının kullandığı geçerlik, güvenirlik ve norm çalışmaları yapılmış zeka testleri mevcut. Üniversite 2. sınıftan itibaren zeka testleri uygulama eğitimlerine katıldım ve o günden bu yana ihtiyaç hasıl olduğunda bu testleri kullandım. Birçok çocuk ve ergene uygulama yapma ve aynı zeka puana karşılık gelen çocuk ve ergenleri kıyaslama imkanına sahip oldum. Zekaları aynı puanla ifade edilse de uygulama yaptığım kişiler birbirlerinden farklı ilgilere, yeteneklere ve öğrenme şekillerine sahiptiler. Her birinin biyolojik ve kültürel geçmişleri farklıydı, farklı deneyimler yaşamışlardı. En çok dikkatimi çeken şey ise aynı bireyin zeka testinin alt testlerinde aldığı puanların yıldan yıla farklılık göstermesiydi. Araştırmalarım sonucu, çocukların ilgi alanlarındaki değişmelere göre, alt zeka testlerinden aldıkları puanları değiştirdikleri sonucuna vardım. Örneğin, yoğun olarak satranç oynayan çocukların hafızayı ölçen alt testteki puanları, kitap okumayı seven çocukların kelime bilgisi alt testi ile soyut düşünme puanları yıllar içinde yükselmişti. Bu sonuçlar bende zekanın ömür boyu sabit bir rakamla anılacağı tabusunu kökten yıktı. Zeka sadece 0-6 yaşlar arasında geliştirilebilen bir şey değildi, belirli ilgi alanlarına yönelerek her yaşta geliştirebilirdi. Buradan çıkacak sonuç 0-6 yaşlar arsındaki dönemin öneme sahip olmadığı değil,  bilakis çok önemli olduğu, yanı sıra 6 yaşı geçtik harç bitti yapı paydos yaklaşımının yanlış olduğudur. Her zaman yapılabilecek şeyler var, iş ki zekamızı doğru yönlere sevk edebilelim.

 

        Son yıllarda ülkemizde birçok reklamcı zeka gelişimini slogan olarak kullanır oldu; çünkü anne babalar çocukları zeki olsun istiyor, birçok ebeveyn çocuklarının zekasıyla gurur duyuyor. Çok iyi birer gözlemci olduğunu düşündüğüm reklamcılar ebeveynleri zayıf noktalarından vurmakta da ustalar. Çocuğunuza dıt dıt yoğurdu yedirin zeka gelişimine katkıda bulunun, dıt dıt sadece bir bisküvi değil çocuğunuzun zeka gelişimine katkıda bulunan dıt dıtları içeriyor, her gün çocuğunuza 50 damacana dıt dıt içirebilir misiniz, o zaman bizim dıt dıtı yedirin. Hem bizimki doğal annenizinki gibi, evde pişirilmiş gibi, dalından kopup gelmiş kadar taze… Kurumlar tarafından reklamlara bunca para neden harcanıyor? Gerçekten çocuğunuzun zekasının gelişmesi için mi? Sağlıklı ve doğal beslenmenin zihinsel gelişime katkısı büyük, yalnız ilginç olan doğru düzgün yiyecek bulamayan yörelerimizden üstün zekalı ve dahilerin daha fazla çıkması. Ye babam ye ile beslediğimiz tarafımız gerçekten zekamız mı?

 

        Ablası gibi matematiği iyi değil, ona da ben çalıştırıyordum buna da ben çalıştırıyorum, niye aynı başarıyı gösteremiyor? Ufaklık abisini geçti, abisi 4 yaşında ancak doğru düzgün cümle kurmaya başlamıştı bak şu kerataya daha iki yaşını doldurmadan kendini ne kadar güzel ifade ediyor. Büyüğüne yıllarca piyano dersi aldırdık, hala doğru düzgün çalamazken, kardeşi hiç ders almadığı halde ondan başarılı. Aklı fikri futbolda bir türlü dersi dinlemiyor, aslında dinlese çok zeki bir öğrenci olduğunu biliyorum; ama gözü hep okulun bahçesinde. Kompozisyon yazmada çok başarılı, takla atamıyor. Bildiğimiz gibi hepimiz hem benzer hem de farklı özelliklere sahibiz. Şöyle ki her birimizin ilgi alanları, merakları, alışkanlıkları, öğrenme yetenekleri, algılama şekli, zihinsel yetenekleri… hem benzerlikler hem de farklılıklar barındırıyor. Kimimiz çok iyi iletişim kuruyor, kimimiz sayıların dilini daha iyi anlıyor, kimimiz mükemmel dans ediyor, bedeniyle akla hayale gelmeyecek esneklikler sergiliyor. O halde anne babalar, öğretmenler, eğitimciler nasıl bir tutum sergilemeli ki her çocuğa eşit fırsat sunulmuş olsun?

 

        Her şeyin kabulle başladığına inan biri olarak, önce farklılıkları kabul ederek sonrada farklılıklara saygı duyarak doğruya ulaşabileceğimize inanıyorum. Bu çeşitlilik, öğreten kişinin işini kolaylaştırmasa da; eğer öğretici farklı pedagojik yöntemleri kullanma becerisine sahipse, bu sorunun üstesinden kolaylıkla gelebilir. Aynı konuyu farklı şekillerde öğretmek, öğrenen kişinin zeminine inmek ve öğrencilerin öğrendiklerini farklı şekillerde gösterdiklerinin bilinciyle hareket ederek, farklı şekiller göstermeleri yönünde onları yüreklendirerek zihinsel yeteneklerini geliştirmelerine eşit fırsat sağlanmış olur.

 

        Zeka türlerinin her insanda doğuştan değişik düzeylerde bulunduğunu ve doğumdan itibaren yaşam boyu tüm zeka türlerinin geliştirilebileceğini savunan Gardner’ın çoklu zeka teorisinde bahsedilen zeka türleri kendimizi, çocuklarımızı, öğrencilerimizi, çalışanlarımızı tanımada, anlamada ve onlara yardımcı olmada bize kılavuzluk edebilir.

 

        Bedensel / Kinestetik (Devinduyusal) Zeka: Klasik eğitimde kalem tutma beceresi dışında genellikle yadsınan, bedeni kullanarak kendini ifade etme ve bir ürün (icat) ortaya koyma becerisiyle ilgili zeka türüdür. Bu tür zekaya sahip çocuklar ve yetişkinleri tanımak çok kolaydır. Hoplayıp zıplamaktan, bir yerlere tırmanmaktan, koşmaktan, zevk alırlar. Jest ve mimikleri iyi gözler ve iy taklit ederler. Lego ve maketlerle oynamak, elektronik eşyaları söküp takmak, oyun hamurlarıyla bir şeyler oluşturmak, dikiş dikmek, örgü örmek, yazı yazmak…onlara çok eğlenceli gelir. Dansçılar, sporcular, pandomim sanatçıları, aktörler, heykeltıraşlar bu tür zekası gelişmiş kişiler arasından çıkar.

 

        İnsan bedeni duygu, düşünce ve tinsel boyutlarıyla bir bütündür. Bu boyutlardan birindeki değişim diğerlerini de etkiler. Kutuplaşma Paradoksu Işığında Fiziksel ve Ruhsal Hastalıklar adlı makalemde bedensel göstergelerin ruhsal çatışmalardan kaynaklandığını dilim döndüğünce anlatmaya gayret etmiştim. Bedensel farkındalık, bedenin ne yaşadığı, ağrıların ne anlatmaya çalıştığı, bedenin dili; üzerinde yoğun olarak çalışılması gereken konulardan biri ve ancak pratik yaptıkça gelişecek bir yan. Acıktım diyen çocuğa daha yeni yedin ya, ya da tokum diyen çocuğa acıkmışsındır sen farkında değilsin; çişim geldi diyen ufaklığa evden çıkmadan önce yapmıştın gelmemiştir sana öyle geliyordur, düştüğünde ağlayan velede öpeyim geçsin bak geçti gördün mülerin sık sık söylendiği kişilerin bedensel farkındalık geliştirmesi ne denli mümkün bilemiyorum. “Düştüm ağlıyorum annem öptü bak geçti dedi geçmedi acıyor ben mi yanlış anlıyorum anne mi, acıkmadım acıktığımı söylüyorlar sanırım ben acıktığımı bile anlayacak yeterlilikte değilim.” Sonumuz bedenimizden gelen sinyallere karşı duyarsızlaşmak, hastalıkları son safhada fark etmek oluyor.

 

        Bedensel / Kinestetik (Devinduyusal) Zekayı geliştirmede özellikle drama çalışmaları çok işe yarar. Drama uygulamasında bir rol almak, arkadaşlar ya da aile arasında sessiz film oynamak, mikado çubuklarıyla oynamak, halk oyunlarına katılmak, spor aktiviteleriyle uğraşmak, dans etmek, örgü örmek, resim yapmak, el sanatlarıyla uğraşmak, bulaşık yıkamak, yerleri silmek  kısacası bedenle yapılacak her aktivite Bedensel / Kinestetik (Devinduyusal) Zekayı geliştirir.

 

        Sözel / Dilsel Zeka: Klasik eğitimde en çok önemsenen zeka türlerinden biri. Soyut ve sembolik düşünme, kelime ve dil bilgisi, okuma-yazma, dinleme ve ifade etme, edebi ürünler ortaya koyma, kavram oluşturma, mizah, ikna, anımsama, öğrenme, öğretme gibi dilsel yeteneklerle ilgili zeka türüdür. Bu tür zekası gelişmiş olan çocuklar ve yetişkinler konuşmaktan, hikayeler ve fıkralar anlatmaktan zevk alır, okumayı sever, bulmacalara ilgi duyar, dinlemeyi sever, kafiyelere ilgi gösterir ve tekerlemelerden çok hoşlanırlar. Yazarlar, şairler, hatipler, politikacılar, gazeteciler Sözel/Dilsel Zekası gelişmiş insanlar arasından çıkar.

 

         Sözel/Dilsel Zekayı geliştirmenin birçok yolu bulunmaktadır. Okuma ve dinleme bunların başında gelir. Okuduklarını paylaşma, fikir alışverişinde bulunma, günlük tutma, kompozisyon yazma, kelime dağarcığına her gün birkaç kelime ekleme, ilgi duyulan bir konuda araştırma yapma ve onu bildiri olarak sunma, stund up gösterilerine gitme, bulmaca çözmek, isim şehir-scrabble- up words-tabu oyunu oynamak…

 

        Görsel / Uzamsal Zeka: İmajinasyon yeteneği (görüntüleri zihinde görselleştirebilme), yön bulma, analiz ve sentez yapabilme, hayal gücü,  nesneler arası ilişkileri kavrama, zihinde üç boyutlu düşünebilme yetenekleriyle ilgili zeka türüdür. Görsel / Uzamsal Zekası gelişmiş olan kişiler nesneleri kağıt kalem kullanmadan zihinlerinde tüm detaylarıyla resmedebilir, hayal gücünü etkin olarak kullanır, yap-boz oynamaktan keyif alır, karmaşık labirent bulmacalarına bayılırlar. Diğer zeka türlerine oranla çizim ve resim yetenekleri daha gelişmiştir. Film izlemeyi, slayt gösterilerini, harita okumayı severler. Grafikerler, ressamlar, mimarlar, marangozlar, harita teknikerleri, montajcılar, estetisyenler, makyözler, cerrahlar, makine mühendisleri, tasarımcılar bu tür zekası gelişmiş insanlar arasından çıkar.

 

        Görsel / Uzamsal Zekayı geliştirmek için ilk yol hayal kurmaktan geçer. Hayali zihinde tüm çıplaklığıyla gerçekmişçesine canlandırmaya çalışmak, düşünceleri herhangi bir sanat yoluyla ifade etmeye çalışmak, resim yapmak, grafik çalışmak, örgü motifleri, dantel ve oya örmekleri çıkarmak, iki resim arasındaki farkları bulma oyunları, bir şeye kısa süre bakıp oradaki detayları hatırlama oyunları bu tür zekanın gelişimine büyük katkı sağlar.

 

        Mantıksal / Matematiksel Zeka: Klasik eğitimde önem verilen; fakat gelişmesi için uygun ortamlar hazırlanmayan zeka türlerinden biridir. Tarafsız gözlem yapma, bilimsel düşünme, hipotez kurma, analiz etme, sentezleme, karmaşık işlemler yapabilme, sembolik düşünme yetenekleriyle ilgi zeka türüdür. Mantıksal / Matematiksel Zekası gelişmiş olan kişilerin sayı ve sembollerle arası iyidir. Formülleri sever, her şeyi formüle ederek anlarlar, matematikle ilgili her konuya ilgi duyar, bilimsel çalışmalardan hoşlanırlar. Benzerlikleri kolay fark ederler, problem çözmeyi sever, neden sonuç ilişkileri çabuk kavrar, satranç, dama, üç taş, beş taş, dokuz taş oyunları, yap bozlarla ilgilidirler. Matematikçiler, bilim adamları, fizikçiler, bilgisayar programcıları bu tür zekaya sahip kişiler arasından çıkar.

 

        Mantıksal / Matematiksel Zekayı geliştirmek için olabildiğince özgün, yaratıcı ve yenilikçi düşünmek gerekir. Örneğin iki obje seçilerek bu iki obje arasındaki benzerlik ve farklılıkları zaman kısıtlaması koyarak bulmaya çalışmak ve bu oyunu her gün oynamak, zeka bulmacaları çözmek (bulmacaların çoğu Mantıksal / Matematiksel Zekayı geliştirmeye yönelik hazırlanmakta), yukarda sözü geçen taş oyunları, matematik problemleri çözmek, farklı çözüm yolları bulmaya çalışmak çok işe yarar.
 
        Müziksel / Ritmik Zeka: Klasik eğitimde neredeyse hiç önem verilmeyen zeka türlerinden biri. Tonları ve ritmik kavramları tanıma ve kullanma, tüm seslere ve titreşimlere duyarlılık, müzik ve ritim duygusu, müzik kulağı ve beğenisi, tüm ses-titreşim-müzik ve tonları tanıma ve oluşturma yeteneği ile ilgili zeka türüdür.

 

        Müziksel / Ritmik Zekası gelişmiş kişiler genelde şarkıları usulüne uygun olarak yorumlar, müzik aleti çalar ya da bu konuda heveslidir, müzik dinlemeyi sever, insanların sesindeki ton değişimlerini hemen fark eder, çevresindeki seslere karşı çabuk reaksiyon gösterirler. Müzisyenler, şarkıcılar, opera sanatçıları bu tür zekası gelişmiş kişiler arasından çıkar.

Müziksel / Ritmik Zekayı geliştirmek için müzikle ilgili her tür çalışma yapılabilir. Nota okumayı, vuruşları öğrenmek, enstrüman çalmak, şan dersi almak, müzik dinlemek, nefes çalışmalarına katılmak, doğada var olan her sese, her titreşime dikkat etmek…

 

        Kişilerarası/İçsel Zeka: Bireyselleşmenin hızlandığı, akrabalık, komşuluk hatta aile içi iletişimlerin azaldığı, sanal arkadaşlıkların çoğaldığı, televizyonun zamanın büyük kısmını kapladığı günümüzde Kişilerarası/İçsel Zeka en güdük kalan zeka olmaktan kurtulamamaktadır. Sözlü ve sözsüz iletişim kurma ve işbirliği yapma becerileri, ruh hallerini ve duyguları okuma becerisi, kişilik yapılarına uygun davranış şekilleri geliştirme becerisi ile ilgili zeka türüdür.

 

        Kişilerarası/İçsel Zekası gelişmiş kişiler empati becerileri gelişmiş, başkalarının ve kendilerinin duygu, beden ve düşüncelerine karşı hassas, farklı inançlara ve görüşlere saygılı, arkadaşları arasında popüler, lider, sosyal ortamlardan keyif alan, başkalarına önem veren, kendi duygularını çözümlemeye çalışan, öz benliğinin farkına varmaya çalışan, duygu, düşünce ve bedensel tepkilerinin derinlerine inmeye çalışan, kendini yönlendirme konusunda başarılı, öz disiplin ve öz motivasyonu gelişmiş kişilerdir. Psikologlar, öğretmenler, din adamları, esnaflar, satış danışmanları bu tür zekaya sahip kişiler arasından çıkar.

 

        Kişilerarası/İçsel Zekayı geliştirmenin yolu sosyal ortamlara katılmak, insanlara değer vermek, insanları sevmek, hem kendi hem diğer insanların davranışlarındaki farklılaşmaları gözlemekten geçer.

 

        Doğa Zekası: Çevreyi algılama, tüm canlılara özen gösterme, bitki-hayvan gibi türler arasındaki benzerlik ve farklılıkları ayırt etme, tanıma ve sınıflama, doğa olaylarını (yağış şekilleri, gece gündüz, mevsimler…) kavrama, doğa ile kendi arasındaki etkileşimi fark edebilme ile ilgili zeka türüdür. Bu tür zekası yüksek kişiler yıldızlara bakarak hava tahmini yapabilirler.

 

        Kuzenim kurbağaların vıraklamasından yağmur yağıp yağmayacağı konusunda ustaydı. Biyologlar, meteoroloji uzmanları, coğrafyacılar, çiftçiler, avcılar, veterinerler bu tür zekası gelişmiş kişiler arasından çıkar.

 

        Doğa Zekasını geliştirmenin yolu tüm canlılara ilgi ve itina göstermekten, doğadaki tüm değişmelere karşı iyi bir gözlemci olmaktan geçer.

 

 

 

Uzman Psikolog

Tuğba DEMİRÖZ

www.paradoksdanismanlik.com




  1. Makaleler Sayfasına Geri Dön...