KARDEŞ KISKANÇLIĞI

        Bundan 7 yıl önce, bana ne olduğunu anlamam için getirilen inanılmaz sevimli, dünya güzeli, minicik bir kız çocuğuyla çalışana kadar kardeş kıskançlığını kolayca çözümlenebilecek bir geçiş dönemi olarak görürdüm. Çünkü, o güne değin ailesinin tek ilgi odağı olan çocuğun, yeni bir kardeşin geleceğini kabullenmesi, onunla yaşamayı öğrenmesi elbette bir alışma süresi gerektirecekti. Ki anne baba bile bu duyguları yaşarken, bir çocuğun yaşamaması düşünülemezdi.

 

        3 yaşındaki bu kız çocuğu, annesinin hamile olduğunu ve bir kardeşin geleceğini kavrayacak derecede zeki, çok konuşkan, yetişkenlerle iletişimi mükemmel bir çocukmuş. (Bir arkadaşımızın yeğeni olduğu için, okul öncesi öğretmeni olan kardeşim, onlarla sık sık görüşürdü.) Bana gelen bu sevimli kız ise, sanki dünyayla tüm bağları koparmış, bakışları beni delip geçen bana ben orada mıydım değil miydim görünmez adam mı olmuştum, yoksa saydamlaşmış mıydım diye düşündürten, ağzını bıçak açmayan, sağır ve dilsiz izlenimi veren bir görünüm sergiliyordu. O sırada anne 6 aylık hamileydi. Bana geldiklerinden birkaç gün önce annesine mutfaktan bıçak getirerek onu çıkart, istemiyorum feryatları içinde kriz geçirdiği söylenmişti.

 

        Onun için elimden gelen her şeyi yapmama rağmen hiçbir şekilde iletişim kuramadık. Aileye verdiğim danışmanlık da bu küçük kızda bir işe yaramadı, kardeş doğduğu gün anne hastaneden geldiğinde yeni bir atak geçirerek konuşmuş ve anneye onu geri götür diyerek, kendini camdan atmaya kalkışmıştı. Acaba bu küçük beyinde neler yaşanıyordu? O neler düşünüyor, hayattan onu bu denli koparacak nasıl bir travma yaşıyordu? Bu sorularımın cevabını ne ben ne de ailesi asla alamadık.

 

        Her çocuğun kardeşe tepkisi elbette bu küçük kızdan farklıdır. Bu kadar ağır tepkilere sadece o küçük kız çocuğunda rastladım. Dileğim her çocuğun bu süreci sağlıklı atlatabilmesi. Elbette bunun için yapılabilecek, ailelere tavsiye edebileceğim bazı önerilerim var; fakat öncelikle kardeş kıskançlığının nedenleri üzerinde durmak istiyorum.

 

        Kıskançlığın Nedenleri:

        Çoğunlukla kıskançlığın temelinde, kardeşin gelmesiyle birlikte aile içindeki konumunun eskisi gibi olmayacağı korkusu, bazen bu durumu “kardeş gelince papucun dama atılacak, onu daha çok sevecekler.” Diyerek çocuktaki konum kaygısını şiddetlendiren, ne söylediğinin farkında olmayan yetişkinlerin şiddetlendirmesi, bazen kardeş için yapılan hazırlıklara konsantre olarak çocuğuna karşı ilgi dengesini korumayı başaramayan anneler, kardeşin eve gelmesiyle beraber çocuğa ayrılan zamanın büsbütün azalması ve daha niceleri yatmaktadır. Aslında çocuğun kıskanması gayet normal, onun endişelerinden kaynaklanan, durumla yüzleştiğinde adaptasyon sürecinde kendiliğinden yok olabilecek bir durumken, yapılan çeşitli hatalar sebebiyle problem haline getirilmektedir. Bununla beraber bazen aileye yeni katılan birey büyüyüp yeteneklerini sergilemeye başlayınca kardeşler arasında gelişen kıskançlıklar da olabilmektedir. Yine bu durum ailelerin dikkat etmeleri gereken basit detayları önemsememeleriyle şiddetlenmektedir.

 

        Kıskançlığın Belirtileri:

• İkinci plana itildiğini dillendiriyor ya da hal dilince anlatıyorsa

• Anneye eskisi kadar yaklaşmıyorsa

• İçe kapanmışsa

• Yeme düzeni ve yeme davranışlarında değişim varsa

• Uyku sorunları baş gösterdiyse, sık sık korkulu rüyalardan uyanıyor ve anne babanın yatağına yatmak istiyorsa

• Gece ya da gündüz altını ıslamaya başladıysa

• Tırnak yemeye ya da parmak emmeye başladıysa

• Hırçın, öfkeli, sinirli, saldırgan davranışlar gösteriyorsa

• Okula gitmek istemiyorsa

• Huzursuz ve isteksiz bir görünümü varsa

• Mide bulantısı, baş ağrısı, karın ağrısı gibi şikayetleri varsa

• Kardeşine abartılı ilgi gösteriyor ya da ona vuruyor, onu ağlatıyorsa

• “Beni seviyormusunuz” sorusunu sıkça duyar olduysanız

 

çocuğunuzun kardeş kıskançlığı sorunu yaşadığı düşünülebilir. Uyguladığımız bazı testler, böyle bir kompleksin olup olmadığını bizlere daha sağlıklı olarak göstermektedir.

 

        Önerilerim:

        Öncelikle, daha hamilelik döneminden itibaren çocuk ya da çocukları kardeş gelme ihtimaline hazırlamak gerekmektedir. İhtimal diyorum, çünkü bebeğin anne karnından doğum olayı gerçekleşene kadar geçirdiği tüm evrelerden sonra sağlıklı ve sağlam doğabilmesi bence tam bir mucize. Kimi zaman annenin geçirdiği hastalıklar bebeğin anne karnındaki durumunu etkilediği gibi, doğum sırası ya da sonrasında yapılan komplikasyonlarda sorunlar çıkabilmekte ya da annenin yaşamını tehlikeye sokan durumlar sonucu hamileleğin sonlandırılması gerektiği gibi, hamilelik kendiliğinden de sonlanabilmektedir. Bu yüzden çocukları yeni kardeşe hazırlarken, onların anlayabileceği basit, net, kesin bir dille bu durumlarında olabileceğini göz önüne alması gerektiği belirtilmelidir.

 

        Birçok anne baba yeni doğacak bebekleriyle ilgili haklı olarak hüsn ü zan beslediklerinden, çocuklarını yeni kardeşe hazırlarken bu durumlardan haberdar etmezler. Herhangi bir soruna ne kendilerini ne de çocuklarını hazırlamadıkları için, olası sıkıntılar karşısında ne yapacaklarını bilemezler. Özellikle kardeş isteyen çocuklar bu durumda kaldıklarında; ebeveynleriyle iletişime geçmek istemez, içe kapanır, huzursuzluk, hırçınlık gibi davranış bozuklukları gösterebilirler.Bu yüzden ebeveynler olarak gerçekçi davranmakta her zaman yarar olduğunu düşünüyorum.

 

        Diğer bir boyutta, çocuğu kardeş geldikten sonra gelişecek olan yeni durumlara hazırlamaktır. Bu bağlamda da çocuk veya çocuklara sadece kardeşle ilgili olumlu şeylerden değil, yaşanacak yeni durumdan da gerçekçi bir şekilde bahsedilmelidir. Mesela “Doğumdan geldiğimde yorgun ve biraz rahatsız olabilirim, bir süre yatarak dinlenmem gerekebilir. O süre zarfında bana bakmak için teyzen bizde kalacak, yakınlarımız benim ve bebeğin sağlığını merak edeceğinden bize gelecek, bu durumda bir süre evde rahat bir ortam bulman mümkün olmayabilir. Bizi ziyarete gelenler kardeşine hediyeler getirebilir, sen doğduğunda senin için de getirmişlerdi. Kardeşin uzun süre uyuyacak, bebekler çok uyurlar. Sen de çok uyuyordun. Bazen ağlayabilir. Bir süre için sana masalları baban okuyacak. Yemeklerini teyzen yedirecek……..”  Bu ve bunun gibi açıklamalar çocuğun yeni duruma adapte olmasında ona yardımcı olacaktır.

 

        Bununla beraber, bebek eve geldikten sonra onunla ilgilenmesine ve ona yakınlaşmasına izin verilmesi, anneye bebekle ilgili işlerde yardım etmeye teşvik edilmesi yeni duruma adaptasyon süresini kısaltacaktır. Çocuğunuza vakit ayırıp, onunla kaliteli ve verimli iletişim içine girdiğinizde onun yeni duruma rahat geçiş yapmasını ve bu süreci sağlıklı atlatmasını da kolaylaştırmış olacaksınız. Ailedeki konumunu koruduğunu, ailesi için hala özel olduğunu hissetmesi onu rahatlatacaktır. Hatta büyük kardeşin konumunun yükseltilmesi ona alınacak eşyalarla da sağlanabilir. Mesela daha büyük veya daha yüksek bir yatak almak, çalışma masası almak onda bu duygunun oluşmasına katkıda bulunacaktır. En çok işe yarayan yaklaşım ise kendi çocukluğumuzu hatırlamak ve bize çocukken nasıl davranılmasını beklediysek, çocuğumuza o şekilde davranmaktır.

 

    Umarım tüm çocuklar kardeş olma bilincini kazanarak evrensel kardeşliğe, bir ve birlik olma haline ulaşabilirler.

 

Uzman Psikolog

Tuğba DEMİRÖZ

www.paradoksdanismanlik.com




  1. Makaleler Sayfasına Geri Dön...