İNATÇILIK VE İNATÇI DAVRANIŞLAR

        Bebeğiniz, doğduğu andan itibaren muhtemelen gözünüze çok şirin görünür. Tamamen savunmasız durumda, bakıma ve korunmaya muhtaçtır. Derdi olsa anlatamaz, hasta olsa söyleyemez, üstü açılsa örtemez, karnı acıksa kendine yiyecek bir şeyler bulamaz. O minik yavrunun her hareketi büyüleyicidir. Sonra ilk kelimelerini söylemeye, koltuk kenarlarına tutunarak sıralamaya, nihayet yürümeye hatta ufak ufak koşmaya başlar. O şirin yaratığa bir haller olur, telefon çaldığında eğer es kaza siz açtıysanız kıyametler kopar, kapı zilini duyduğunda kapıya koşar kendi açmak ister, eğer ondan hızlı davranıp siz açtıysanız kendini yerlere atar, ta ki gelen kişi dışarı çıkacak, zili yeniden çalacak ve kapıyı o açacaktır. Yemeği sizin yedirmenizden hoşlanmaz, kaşığı kendi tutmak ister. Alıştığı şeklin dışında olan şeyleri kabul etmez. Yap dersin yapmayacağım der, yapma dersin yapar, otur dersin kalkar, kalk dersin oturur, onu yeme dersin hemen ağzına atar, ye dersin çenesini kitler. O şirin bebek gitmiş yerine anne babaya muhalefet, kararsız, isyankar, negatif, öfkeli biri gelmiştir. Çoğu anne baba çocuğuna ne olduğunu, ona nasıl davranması gerektiğini bilemez. Araştırmalara göre 28 aylık, gözlemelerime göre 19 aydan itibaren başlayan bu hal değişikliğine “İnatçılık dönemi” adını veriyoruz. Bu dönem, çocuk gelişiminde  ergenlik dönemi kadar zorlu dönemlerden biridir. 

        İnatçılık çocuğun gelişimindeki evrelerdendir, bu yüzden çocuğunuz yukarıda saydığım şeyleri yapıyorsa her şey yolunda, gelişimi normal seyrinde demektir. Yapmıyorsa bir gelişim testi yaptırmak da yarar olduğunu düşünüyorum. 

        Çocuğa bu dönemde çocuğa ne oluyor da olumsuz davranışlar sergiliyor? Bazı ailelerin tabiriyle canavarlaşıyor. Bebeğime ne oldu, onu artık tanıyamıyorum diye isyan eden, onunla zıtlaşan, dediğim dedik anne babalar hele bir de inatçılık dönemiyle ilgili bir bilgiye sahip değillerse ki, çoğunlukla değiller, bu dönemi çocuktan daha zor atlatıyorlar. Çoğu çılgına döndüğünü, kafa yediğini, sıyırdığını, tahammül edemediğini, çocuğunu dövmemek için kendini zor zapt ettiğini söylüyor. 

        En yakın dostumun kızı şu günlerde bu dönemden geçiyor ve tabi onunla beraber dostum, eşi ve büyük kızı da. Çocuğunun bir gelişim döneminden geçtiğinin farkında, farkındalık ise ona nasıl davranması gerektiği konusunda yeterli olmuyor. Karşısında onunla ve evdeki diğer aile bireyleriyle her konuda zıtlaşmak için bekleyen bir afacan var ve o afacanla mücadele etmek sanıldığı kadar kolay olmuyor. 

        Benliğinin farkına vardığı bu dönem çocuğu, nihayet anneden veya onun bakımını üstlenen kişiden ayrı bir birey olduğunu, o kişinin kendi vücudunun bir uzantısı olmadığını fark ediyor. Bu muhteşem bir farkındalık. Muhtemelen de olumsuz davranışlarıyla “Hey ben de varım. Ben de yapabilirim. Kendi kararlarımı kendim verebilirim. ben de yetenekliyim. Lütfen beni izleyin size yapabildiğim her şeyi göstermek istiyorum…”demek istiyor. Tüm bu duyguların ne demek olduğunu bilir misiniz? Onun için, çocuğunuz için çok kıymetli şeyler.

        O dönemde çocuk için isyan her şeyden önce gelir, tam bir anarşisttir, evde, ana okulunda, parkta, alış veriş merkezinde tam bir terör estirir. Evdeki, okuldaki, parktaki her şey onundur. Hiçbir şey ondan izinsiz alınamaz. Hiçbir şey onun isteği doğrultusunda yapılamaz. Ne derseniz şiddetle karşı çıkar. Ne söylerseniz zıttını iddia eder. Yat dersiniz. Yatmayacağım der. Ağlama dersiniz ağlar. Hatta merdivenme deseniz merdiveneceğim, duvarma deseniz duvaracağım der. Denedim, gerçekten de diyorlar. Akla hayale gelmeyecek şeyleri fiil olarak algılayıp, anında itiraz ediyorlar. 

        Bu dönemi atlatmak için, öncelikle aileler dönem hakkında bilgi sahibi olmaya çalışmalıdır. Yukarıda dediğim gibi bilmenin yeterli gelmediği bir dönemdir, bu sebeple büyük bir sabır göstermeniz gerekecek. Gösterdiğiniz her sabır size olumlu yönde geri dönecektir. Eğer yanlışlıkla çocuğunuzla zıtlaştığınızı fark ettiyseniz, zıtlaşmayı durdurun. Zıtlaşmak çocukta inatçılığı kemikleştirmekten başka bir işe yaramayacaktır. İleride yaşayacağınız diğer zorlu dönemleri başarıyla atlatmanın yolu, bu ilk zorlu dönemi başarıyla atlatmaktan geçtiğinin farkına varın. 

        Normal şartlar altında bu dönem, sağlıklı şekilde atlatılırsa 5 yaşlarında sonlanır ve çocuk uyumlu davranışlar sergiler hale gelir. Sağlıklı şekilde atlatılmaz, çocukla sen mi ben mi mücadelesine girişmekten kaçınılmaz, ben büyüğüm benim dediğim olacak….şeklinde davranmaktan imtina edilmezse inatçılık çocuğun başat kişilik özelliklerinden biri haline gelebilir.

 

        İNATÇILIK DÖNEMİYLE BAŞ ETMEK

        Çocuğun Dikkatini Başka Tarafa Yönlendirmek
        Bu dönem çocuklarının dikkat süreleri kısa olduğundan, yetişkinler akıllıca manevralarla çocuğun dikkatini başka bir yöne çekebilirler.

 

        Tutarlı Davranmak
        Bir gün izin verdiği şeye ertesi gün izin vermeyen, bazen güldüğü bir davranışa bazı zamanlarda kızan bir ebeveynin tutarlı olduğunu söylemek mümkün değildir. Tutarsızlık çocuğu belirsizliğe sürükler. Çocuk ebeveynine karşı nasıl davranması gerektiğini kestiremez. Güvensiz, hırçın, saldırgan, huzursuz, ağlayan…bir çocuk olur.

 

        Duygulardan Bahsetmek
        Çocuğunuza duygularınızdan, neler hissettiğinizden bahsederek, onu istediğiniz davranışa yönlendirebilir, hem sizi daha iyi tanımasına fırsat verebilir, hem de kendisini ifade etmesinde ona model olabilirsiniz.


        Esnek Olmak
        Gerektiğinde kullanmak için, çocuğa karşı davranış repertuarını geniş tutmaktır. Anne babanın esnek davranışları çocuğun sınırları doğru kavrayabilmesine hizmet ediyor olmalıdır.

 

        Yer-Zaman-Üslup Belirlemek
        Söyleme üslubuna dikkat etmek oldukça önemlidir. Çocuklar söylenen şeylerin içeriğinden çok nasıl söylediğine dikkat ederler. Sözsüz iletişim becerileri, ifade edici dil becerilerinden daha iyi konumdadır. Bazen de çocuğa söylenmesi gereken şeyler daha uygun bir zamana ve daha uygun bir ortama ertelenebilir.

 

        Tebessüm Etmek
        Özellikle bu dönem çocukları, büyüklerinin gözünün içine baka baka onun kızdığını düşündüğü şeyleri yaptıklarından, en ufak bir duygusal değişiminizi yakalamaya çalışırlar. Bu sebeple, tebessüm ederek kurulan iletişimlere çoğunlukla olumlu tepki verirler.

 

        Seçim Özgürlüğü
        Çocuğa kendi seçimlerini yapma olanağı hazırlanmalıdır. Bununla beraber seçim, sınırsız özgürlük değildir. Çocuk kırmızı kazağını mı yoksa çizgili kazağını mı giyeceğini kendi seçebilir, kazak mı yoksa tişört mü giyeceğini seçemez. Bunu mevsim şartlarına göre anne baba belirler. Ya da çocuk makarnasını mı yoksa çorbasını mı önce yiyeceğini seçebilir, ama ne yiyeceğini kendi seçemez. Anne baba onun sağlıklı büyümesi için en uygun besinleri belirleyen kişidir. Yeme-içme, uyku, giyinme, hangi televizyon programının izleneceği, banyo yapma, okul seçimi…gibi bir çok konuda çocuğun gelişimi açısından anne baba seçim yapar. Bununla beraber çocuğa seçenek sunarak ona seçtirmek, kendisini değerli hissetmesine, seçimini kendi yaptığını düşünmesine yol açarak inatlaşmayı minimuma indirir.

 

        Keskin sirke küpüne zarar verir diyerek, aile bireylerinin ve sık görüşülen yakınların, çocuğun bu döneminde ona karşı olabildiğince esnek, hoşgörülü, sabırlı ve şefkatli davranacaklarını, ona seçim yapma özgürlüğü tanıyacaklarını ve onun bu gelişim evresini sağlıklı şekilde tamamlamasına destek olacaklarını umuyorum. 

 

 

Uzman Psikolog

Tuğba DEMİRÖZ

www.paradoksdanismanlik.com




  1. Makaleler Sayfasına Geri Dön...